Ana sayfa Atatürk Hakkında Atatürk ve Mahalle Mektebi – Şemsi Efendi Okulu

Atatürk ve Mahalle Mektebi – Şemsi Efendi Okulu

8
0

a.Mahalle Mektebi

Mustafa, okul çağına gelince Zübeyde Hanım ve Ali Rıza Bey’in arasında eğitimi hakkında görüş
ayrılığı ortaya çıkar. Mustafa Kemal 1922’de bir gazeteye verdiği röportajda “Annem, ilahilerle okula
başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi istiyordu. Gümrükte memur olan babam, o zaman yeni
açılan Şemsi Efendi’nin okuluna gitmemi ve yeni yöntemlere göre okumamı arzu ediyordu.
Nihayet babam işi ustaca çözdü. İlk önce bilinen törenle mahalle okuluna başladım. Böylece
annemin gönlü yapılmış oldu. Birkaç gün sonra da mahalle okulundan çıktım, Şemsi Efendi’nin
okuluna yazıldım.” diyerek ailesinin eğitimine verdiği önemi vurgulamıştır.

 

Mustafa, Şemsi Efendi Okulunda eğitim hayatına devam ederken babası Ali Rıza Bey vefat etti.
Eşinin ölümüyle ekonomik sıkıntılar yaşamaya başlayan Zübeyde Hanım, Selanik yakınlarında
bulunan Langaza’ya tarımla meşgul olan ağabeyi Hüseyin Ağa’nın yanına gitti. Mustafa Kemal’in kız
kardeşi Makbule (Atadan) o günleri anlatırken “Koca çiftlik Mustafa’ya dar gelirdi. Bugünkü gibi
hatırımdadır: Tahtaları keser, küçük çiviler çakar ve bu çivilere incecik saz telleri gererek
tambura yapar ve çalardı. Ben de kendisine yardım ederdim. Bütün bunlar vakit geçirmek için
aranan çareler ve başvurulan basit eğlencelerdi. Tahta kesme ve güvercin yuvası yapma gibi
meşguliyetlerinde ona yardım ederdim.”diyerek çiftlikteki günlük uğraşlarından bahsetmiştir.
Görüldüğü üzere çiftlik hayatı Mustafa’nın el becerilerinin artması bakımından faydalı olmuştur. Ancak
Zübeyde Hanım oğlunun öğreniminin yarım kalmasına çok üzülüyordu. Mutlaka iyi bir okulda eğitim
alması gerektiğini düşünüyordu.

 

b. Selanik Askerî Rüştiyesi

Annesi Mustafa’yı eğitim için Selanik’teki akrabasının
yanına gönderme kararı aldı. Mustafa Kemal kaydolduğu
Selanik Mülkiye Rüştiyesinden kısa süre sonra ayrıldı. Onun isteği askeri bir okula gitmekti.

 

1922’de verdiği bir röportajda o günleri anlatırken: “Yakınımızda Binbaşı Kadri Bey isminde bir kişi
oturuyordu. Oğlu Ahmet Bey askerî ortaokula devam
ediyor ve okul üniforması giyiyordu. Onu gördükçe
ben de böyle üniforma giymeye hevesleniyordum
Sonra sokaklarda subaylar görüyordum. Bu
aşamaya ulaşmak için izlenmesi gereken yolun
askerî ortaokula girmek olduğunu anlıyordum. O
sırada annem Selanik’e gelmişti. Askerî ortaokula
girmek istediğimi söyledim. Annem askerlikten
çekiniyor ve bana engel olmaya çalışıyordu. Okula
giriş sınavını ona sezdirmeden verdim. Böylece bu
durum oldubittiye getirilmiş oldu.” diyordu. Mustafa,
büyük bir istekle girdiği Selanik Askerî Rüştiyesinde çok başarılı bir eğitim hayatı geçirdi. Arkadaşları
arasında zekâsı ile kısa sürede kendini gösterdi. Okulda başarılı öğrencilere verilen sınıf çavuşluğu ve
müzakerecilik gibi görevlerin üstesinden başarılı bir şekilde geldi. Tüm bunların sonucunda daha
çocuk denecek yaşta görev bilinci gelişti ve özgüveni arttı. Askerlik ve siyasi hayatındaki düzen ve disiplinin ilk temelleri Selanik Askeri Rüştiyesinde atılmış oldu.

 

Selanik Askerî Rüştiyesindeki öğretmenlerin büyük çoğunluğu kışlalarda sınırlarda görev yapmış,
Osmanlı Devleti’ne isyan eden milletlerle savaşmış tecrübeli, memleketin hâlini bilen ve gidişatın iyi
olmadığının farkında olan subaylardı. 22 Eylül 1924’te Samsun’da öğretmenlere yaptığı bir konuşma
esnasında rüştiyeden Fransızca Öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Yücekök’ü görünce “Şimdi burada
bir kişiye rastladım. O, benim ortaokul birinci sınıfta öğretmenimdi. Bana ilk şeyleri öğretirken
gelecek için ilk düşünceleri de vermişti. Efendiler, açıklamak istiyorum ki ilk eğitim ana – baba
kucağından sonra okuldaki eğitimcinin dilinden, vicdanından, terbiyesinden alınır.” demiş ve
SelanikAskerî Rüştiyesindeki öğretmenlerin, düşüncelerinin oluşmasındaki katkısını vurgulamıştır.